SIKÇA SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI

Üçlü Birliğin Mantığı Nedir?
 

Ülkemizde en çok yanlış anlaşılan konulardan bir tanesi, “Tevhid’te Teslis” (Üçlü-Birlik) inancıdır. Tek Tanrılı inançlar arasında bu konuda tek farklı olan inanç Hristiyanlık’tır. Çünkü Hristiyanlık, tek Tanrı derken, aynı zaman da Üçlü Birlik inancını benimser. Günümüzde ise birçokları şunu söyleyerek bu inancı eleştirmeye çalışır: “Üçlü-Birlik” kelimesi Kutsal KitaP’ın hiçbir yerinde geçmez.

Neden böyle bir şeye inanıyoruz?

İşte o anda akıllara takılan soru şu olmaktadır: Nereden çıktı o zaman bu “Üçlü Birlik”? Herkes şöyle düşünür: Yahudiler tek Tanrı’ya inanıyorlar. Hristiyanlar da tek Tanrı’ya inanıyorlar. O zaman nereden çıktı bu kavram? Okumuş olduğunuz bu yazı dizisi boyunca bu sorunun cevabını araştıracağız.

Yöneltilen eleştirideki tek tutarlı şey, Kutsal Kitap’ın içerisinde birebir olarak “Üçlü Birlik” diye bir kelimenin var olmamasıdır. Üçlü Birlik diye bir kelime ya da terim Kutsal Kitap’ın içerisinde bulunmaz. Ama bu, böyle bir öğretişin Kutsal Kitap’ta olmadığını söylemek için yeterli bir neden midir?

İstanbul Protestan Kilisesi Vakfı Ruhani Lideri Carlos Madrigal, bu konuyla ilgili olarak kendi kitabında şöyle der:
“Üçlü Birlik” kelimesi Kutsal Kitap’ta yer almıyor. Ama bu, onun yanlış olduğunu göstermez. Tanrı “aşkın”, “içkin”, “her yerde hazır ve nazır”dır gibi bir çok ifade de Kutsal Kitap’ta bu şekilde geçmiyor. Kimse bunun için Tanrı’nın bu sıfatlarını inkar etmiyor. Çünkü bu ifadeler bir çok ayetle açıklanan önemli bir gerçeği tanımlayan en uygun terimlerdir. “Üçlü Birlik”de öyledir. [1]

Ünlü Teolog R.C. Sproul kendi kitabında bu konuyu irdeler ve John Calvin’den alıntılar yaparak konuyu açıklamaya çalışır ve şöyle der:

John Calvin, özellikle bu eleştiri karşısında oldukça hassastı. Teoloji dilini, Kutsal Yazılar’da yazan sözcüklerle sınırlamak ve kısıtlamak isteyen bu kişilere yanıt veren Calvin, şöyle diyordu:

Eğer, Kutsal Kitap’ta harfi harfine bulunmadığı için bu ifadeye yabancı bir terim diyorlarsa, kesinlikle haksız bir kuralı kabul ettirmeye çalışmaktadırlar. Bu kural da, tüm Kutsal Kitap yorumlarının Kutsal Yazılar’da bulunan sözcüklerin dışındaki sözcüklerle yazılmadığını belirten bir kuraldır. (Institutes (Esaslar) I/XIII/3)

Calvin’in ve diğer teologların iddia ettikleri şey, meselenin Kutsal Yazılar’dan özel bir söz grubunun alınıp alınmaması değil; bu kavramın Kutsal Kitap’a ait olup olmadığı idi. Kutsal Kitap’a ait kavramları belirttikleri sürece, teolojik ifadelerimizde Kutsal Kitap dışı kelimeler kullanabiliriz. [2]

Bu noktada şunu çok iyi kavramalıyız ki, “Üçlü Birlik” sözcüğü yukarıda da denildiği gibi, Kutsal Kitap’ta öğretilen ve Tanrısal doğayı açıklamada kullanılan uygun bir terimdir. Bu terimin kullanılmasını zorunlu kılan nedenleri aşağıda irdelemeye çalışacağım:

Yukarıda Teslis teriminin literal olarak Kutsal Kitap’ta geçmemesine rağmen, doğru bir öğretiş olarak inanılmasının nedenlerine bir giriş yapmıştım. Bu devam yazısında da Üçlü Birliğin Kutsal Kitap temelini anlatmaya çalışacağım.

Tevrat, Zebur ve İncil’i (Kutsal Kitap’ı) okuduğumuzda, bazı çarpıcı gerçekler ile karşılaşıyoruz. Kutsal Kitap, Tanrı’nın doğası ile ilgili öncelikle şunu bildiriyor: Dinle, ey İsrail! (Yasanın Tekrarı 6:4)

Kutsal Kitap’ın her aşamasında aslında bu bildiri ile karşılaşıyoruz: RAB Tanrı tek Rab’dir! Fakat bu bildiri ile beraber Kutsal Kitap bizlere Tanrı’nın doğası ile ilgili başka çarpıcı bir bildiri daha sunuyor: RAB Tanrı tek olmasına karşın, kendisini insanlığa 3 kişide açıklamıştır: “Baba, Oğul ve Kutsal Ruh”.

Kutsal Kitap açıkça bizlere şunu öğretir: Teslis’teki, “Baba” Tanrı’dır; “Oğul” Tanrı’dır ve “Kutsal Ruh” Tanrı’dır. Hristiyanlık dışındaki diğer tek Tanrılı inançlar Baba Tanrı’nın Tanrılığını yani, diğer bir deyişle kendisini, tek öz ve tek kişide gösteren bir Tanrı’yı kabul ederler. Hristiyanlıktaki Tanrı kavramını diğer inançlardan ayıran şey, Oğulun ve Kutsal Ruh’un Tanrılığıdır. Diğer bir deyişle, Tanrısal Özdeki tekliğe karşın, İlahi kişiliklerdeki çoğulluktur.

İncil’in Yuhanna kitabı şu meşhur sözlerle başlar:

Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı. Başlangıçta O, Tanrı’yla birlikteydi. Her şey O’nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O’nsuz olmadı. Yaşam O’ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı. (Yuhanna 1:1-3)

Bu ifade Mesih İsa’nın ilahi doğası ile ilgili en açık ifadelerden birisidir. Kutsal Kitap’ın daha birçok yerinde Mesih İsa’dan Tanrı olarak bahseder ( Bu konu ile ilgili ayrıntılı bilgi için: http://www.gotquestions.org/Turkce/Uclu-Birlik.html)
Aynı şekilde Kutsal Kitap, “Kutsal Ruh” için de aynı şeyi beyan eder:

Kutsal Ruh Tanrı’dır.

Elçilerin İşleri kitabına baktığımız da şunları okuruz:

Petrus ona, “Hananya, nasıl oldu da Şeytan’a uydun, Kutsal Ruh’a yalan söyleyip tarlanın parasının bir kısmını kendine sakladın?” dedi. “Tarla satılmadan önce sana ait değil miydi? Sen onu sattıktan sonra da parayı dilediğin gibi kullanamaz mıydın? Neden yüreğinde böyle bir düzen kurdun? Sen insanlara değil, Tanrı’ya yalan söylemiş oldun.” Hananya bu sözleri işitince yere yıkılıp can verdi. Olanları duyan herkesi büyük bir korku sardı. (Elçilerin İşleri 5:3-5)

Bunlarla birlikte ayrıca İncil’de çok sayıda yer de, “Üçlü Birlik” öğretisi direkt olarak vurgulanır. Örneğin, Matta’nın son pasajlarında İsa öğrencilerine buyruk verir. Buyruğun içerisinde öğrencilerini yeryüzündeki halklara gönderir ve onları, Mesih’in öğrencileri olarak yetiştirmelerini ve Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adıyla vaftiz etmelerini buyurur:

Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin; onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla vaftiz edin.. (Matta 28:19)

Matta, Markos ve Luka kitaplarının tümünde bahsedilen İsa’nın vaftizinde, Teslis çok özel ve açık bir şekilde gözümüze çarpar. Kutsal Ruh bedensel görünümde gökten iner, Baba Tanrı konuşur ve Oğlundan duyduğu memnuniyetini ilan eder:

Dua ederken gök açıldı ve Kutsal Ruh, bedensel görünümde, güvercin gibi O’nun üzerine indi. Gökten, “Sen benim sevgili Oğlum’sun, senden hoşnudum” diyen bir ses duyuldu. (Luka 3:21-22)

Kutsal Kitap’ta Teslis’teki kişilerin/benliklerin her birinin Tanrı olduğu bizlere söylenir. Aynı zamanda Kutsal Kitap bizlere tek Tanrı’nın olduğundan bahseder.

Kilise Babaları, tarih içerisinde birçok eleştiri, suçlama ve sapkın öğretişler ile karşı karşıya kalmışlardır. Tarihteki konsüller bunların birer işaretidir. Örneğin, İznik Konsülünün toplanma amacı, ülkemizde çoğu kişinin yanlış bildiği gibi birçok İncil içerisinden dört tane İncil seçmek değildir. İznik Konsülü, Kilise içerisinde Arius adındaki sapkın bir psikopos’un Mesih İsa’nın kimliği hakkındaki düşünceleri üzerine toplanmıştır. Ünlü Teolog R.C. Sproul bu konudan şöyle bahseder:

Teslis formülüne ihtiyaç olduğunu açıkça gösteren şey, dördüncü yüzyıldaki Arian kriziydi. Tartışmanın asıl, “hilekar yılanı”, Arius adındaki bir rahipti. Arius, Mesih’in, “Tanrı” ve “Tanrı’nın Oğlu” olduğunu kabul ediyordu. Ancak, dikkatli bir araştırma ile Arius’un, Tanrı sözcüğünü neredeyse boş bir terim haline getirecek kadar yeniden tanımladığı görülüyordu. Arius’un söz dağarcığındaki Tanrı sözcüğü, belirsiz bir anlama sahipti. Arius, İsa’nın tanrısal bir evlat edinme işlemi ile Tanrı olduğuna fakat yine de yaratılmış bir varlık olduğuna dair ısrar ediyordu. (Eğer Tanrı artık sonsuz Tanrı anlamını taşımıyorsa, o zaman Tanrı sözcüğü boş bir sözcüktür.) [3]

R.C.Sproul’un da anlattığı gibi; Arius, İsa Mesih’in Tanrılığı konusuna yeni açılımlar getirmiş ve onun Baba Tanrı tarafından yaratılan ilk yaratık olduğunu söylemiştir. Bu nedenle kilise psikoposları toplanmış ve bu görüşü tartışmışlardır. Burada karşımıza çıkan önemli nokta şudur, Mesih İsa’nın ezeli Tanrılığını inkar eden Arius bile görüşlerini Kutsal Kitap’tan desteklemeye çalışmıştır. Kullandığı referanslar İncil’dendir. Bu da bizlere Kutsal Kitap’ın güvenirliliği konusunda çok önemli bir delil sağlamaktadır. Bu konseyin sonucunda Kilise Babaları, Arius’un öğretisinin Kutsal Kitap açısından yanlış ve sapkın olduğunu ilan etmişler ve bir inanç bildirgesi düzenlemişlerdir.

Tüm bu konsüller ya da süreç boyunca Kilise, Kutsal Kitap’ın bu konu da ne öğrettiğini vurgulamış ve bu öğretiyi gösteren bir formülizasyon üzerinde düşünmüşlerdir. “Teslis” terimi bizlere bunu gösterir. Tek Tanrı ama Baba, Oğul ve Kutsal Ruh kişilerini kapsayan bir Tanrı. Tek Tanrısal Öz, ama Üç İlahi Kişi. İşte tüm bunlar bize, “Üçlü Birlik” (Teslis) teriminin neden ve nasıl ortaya çıktığını ve kelimenin nasıl Kutsal Kitap’a dayandığını göstermektedir. Bu nedenle Üçlü Birliğin (Teslis) insan icadı değil, ama Tanrı Kelamı’nın öğrettiği, Tanrı’nın kendi sözlerine dayalı olarak doğasını açıklamada kullanılan bir terim olduğu açıkça görebilmektedir.

 

Dipnot:
1. Kişi terimi insan kişiliği tanımıyla karıştırılan bir terimdir. Bu nedenle benlik kavramı daha kullanışlı olabilir (bknz Üç Tanrı mı Tek Tanrı mı?, Carlos Madrigal, syf 63-64). Bu konu ilerideki yazılarda işlenecektir.
2. Kutsal Kitap’tan alıntılanan bu pasajlar sadece birer örnektir ve bu örnekler çoğaltabilir.
3. Kutsal Ruh Gizemi, R.C.Sproul, 3. bölüm.